28 Aralık 2011 Çarşamba

pimpirik!


Üç günlük oğlanı alıp kucağına,bak oğlum bu bizim salonumuz,şu çiçeğimiz,bunlar benim kitaplarım,bu senin yastığın...
diyerekten bilgi aktarımına kundaklık hallerde başlayan anneyim ben!
Bilinçaltım da ne vardı bilmiyorum ama kalbim her şeyi paylaşmak hissiyatıyla dopdolu konuşup duruyordum onunla...

O büyüdükçe pimpiriklerimi hisseder oldum...
Adını sorduğumuz da söylemezdi,yada bir şeyler uydururdu...Renkleri sayıları neden bir türlü öğrenemediğine kafa yorup durdum,üzüldüm,ağladım...
Her akşam okuduğumuz duaları ezberleyememiş olmasına endişelendim...

Bir gün arkadaşı ile yemek yedikten sonra,arkadaşı yemek duasını okurken,o da ona katılınca biliyor olmasına hayret edercesine şaşırdım!
Bir gün saklanbaç oynarken sayıları sayabiliyor olması karşısında ağzım açık gülüverdim...
Bazen ingilizce cümlelerime türkçe cümleler verebiliyor olmasına gözlerimi kısaraktan acabalar biriktirdim...



Bir uzmana gitmeye karar verdik,olan biteni baba ile beraber anlattık...
Bizden sonra oğlumuz ile sohbet etti,akabinde tekrar bizi görüşmeye aldığında,
anlattığımız çocukla,bizim çocuğumuzun hiç alakası olmadığını söyleyince,garipçe sevindim ama yetmedi...
Bir sonra ki seansımızda,oğlumuz ile görüşmesine asistanını da yanına aldı,benim ikna olabilmem için...

Sonuçta;oğlumuz öğrettiklerimizi biliyormuş,okuduğumuz duaları ezberlemiş,sayıları renkleri...
Ayaksız adamlar çizmesinin nedeni onlar zıpladığı için görünmemesiymiş,
arabaları boyamayıp karalamasının nedeni,garajın içinde olduklarını hayal etmesindenmiş.
Annesi farkında olmadan o yaşta ondan çok şey beklemiş,o onları da geçivermiş...
İsmini söylememesinin nedeni,onu bu kadar basit bir sual ile meşgul ediyor olmamızmış...
O,dört buçuk yaşında,parkta baba oğul top oynarken,ayakkabısını,çorabını bir yana çıkarıp oynayan çocuk çizip doktoru şaşırtmış,
Bir bayram sabahı,annesinin adını yazıp, kalp çizip,altına da sayısal değerlerden sevgisinin çokluğunu anlatmak istemiş...

İşte bu anne,
o günden beri,
annelik külfetlerden sıyrılıp,çocukluk eğlencelerin,çizgilerin,renklerin içinde oğlanları ile büyümekte...

11 yorum:

Banuca dedi ki...

Ne kadar güzel anlatmışsın....
Umarım bir çocuk yetiştiren tüm anneler böyle bilinçli olurlar :)

nilerk dedi ki...

Bu pimpirik hepimizin hastalığı bazımız da çok bazımız da az.yine en güzel cevabı çocuklar veriyor bize...

Bahar YORGUN dedi ki...

bazen neler takıyoruz kafamıza ne kadar çok büyütüyoruz çocuklarımızı gözümüzde.. oysa sadece çocuk onlar :))

Deli Anne dedi ki...

Nefis bir yazı ve oğlun özel farkıdnasın değil mi:)

Nilgün Komar dedi ki...

çok talısınız

Swift dedi ki...

O kadar güzel anlatmışsın ki, iki kez gözlerim dolarak okudum. Anne değilim ama 2 muhteşem varlığın teyzesiyim. Senin yaşadığın endişeleri her annenin yaşadığını en yakından gördüm. Elde olmadan kendi kendine oluyor ve yine kendi kendine geçiyor. Çevremde çocuğu için pervane olan anneler gördükçe seviniyorum. Sevgi ile büyüyen çocuklardan zarar gelmeyeceğini düşünüyorum. Geleceğimiz daha umutlu gibi geliyor. Umarım öyledir. Bloğunu çok beğenerek takip ediyorum. Sevgiler...

Fosi dedi ki...

Hissiyatlarıma ortak arkadaşlarım,hepinize teker teker teşekkür ediyor ve sevgilerimi gönderiyorum,hissedin ve gülümseyin e mi...

nohut oda dedi ki...

ah bu beklentilerimiz yokmu zaten bizi ve cocukları yoran bırakmalı kendi haline ama yok yapamıyoruz işte...

taha´s mama dedi ki...

Ayaksiz adam cizmesine vede arabalari garaja parketmesine bayildim.masallah akil küpü

SMİLENA dedi ki...

:)))))

galiba hepimiz bu hatayı yapıyoruz....hepsi nekadar benziyor birbirini,sonsuz bir hayal gücü.
minişi kocaman öpüyorum

yaruze... dedi ki...

harika bir anlatım tebrikler Fosicim.
Ahhh keşke diyorum hep çocuk büyütürken.Neden böyle ki :(
Selamlar...