20 Mart 2012 Salı

Bir çocuk neşesine ram olmak...

İnsanları inceleyemem ben,ne giymiş,nerden giyinmiş aklıma bile gelmez...
Lakin çocuk gülüşlerine hayranımdır,uzaktan da olsa seyreder,gülüşlerine gülüşlerimi katarım...
Ağlamaklı hallerin nedenini sorarım,gözyaşlarını siler,cebimdeki cevizlerimden uzatırım...
Bazen annelerini masa da bırakır onlarla oyuna dalarım...
Gelen çocuklar ortalığı katıp karıştırdı mı,kızsan ya diyen annelerine yapamam deyip,çocuklara hissettiklerimi anlatırım.

Büyük oğlanı okuldan almaya gittikçe gördüğüm iki kardeş vardı,diğer çocuklardan farklı,diğer çocuklardan hassas,diğer çocuklardan başka çocuklar...
Hikayelerini öğrendikten sonra,gördükçe daha da çok sevdim,ne kısa gelen pantolonlarının yerine bir yenisini alıp verebilirdim ne de bir başka şey...

Bu sabah oğlanı okula gönderdikten sonra,bir arkadaştan annelerinin numarasını alıp eve davet ettim,bir koşu evi toparladım,Makine pizza hamurunu yoğururken,dün
akşam üzeri haşladığım patateslerden salata yapmaya karar verip,portakallı cup kek çırpıp fırına verdim..
Hafta sonu küçük oğlanın doğum gününe gelen kardeşim evimin anahtarını da alıp götürünce öylece kalakaldım...

Oğlanı okuldan aldım,gelecek misafirim yanında arkadaşı ile gelince evde altı tane oğlan oluverdi,lakin ikisi benim için çok özeldi...
Önce çocukları aldım yemeğe,onlar kalkınca anneleri...
Anneleri arada başbaşa bırakıp,kaç yaşlarında olduklarını dahi bilmeyen,küçük yaşta annesiz kalan,üstüne birde havale geçirip pek çok insana göre farklı bu çocukları sevdim sevdim sevdim....
Kokulu çoraplarını hiç önemsemedim,oda öyle güzel güneş doluydu ki sadece camı biraz araladım...
Büyüğü ile araba sürdük,küçüğü ile balon oynadık...
En güzeli de,herzaman ki gibi uzaktan uzağa değil,göz göze gülüşlerine gülüşlerimi ekledim...

Allah'ım ben bu oğlanları çok sevdim,haklarında hayırlısını ver,kalplerinde ki deliğe bir çare,geçirdikleri havelenin izlerine bir şifa,etrafların da farklılıklarına değil,gözlerinin bakışındaki utangaçlıklarına,gülüşlerinin neşesine ram olacak insanlarla karşılaşmalarını nasip eyle...

11 Mart 2012 Pazar

Ben bir Haylayf severim :)


Kış baba beyaz kürkünü şöyle savurdu,
Beyaz kar içinde yere düşüyoruz,
Evlerin bahçelerinde,ışık saçan camlarında,
uçuyoruz uçuyoruz,ve şöyle dönüyoruz...
Kabanının cebinde benim için aldığı 'Haylayf' ile,
Onun için demlediğim çayı doldurduğum fincanları alıp,kocaman kocaman yağan kar yumaklarını balkonda seyrederken,soğuktan titreyene kadar mırıldandım,mırıldandım...
Ah oğlum,televizyonu sadece çizgi film için kullandığımız gibi,mırıldanmalık şarkılarım da senden...

9 Mart 2012 Cuma

Müsait olmak ya da olmamak...

Günler benden önde gidiyor bugünlerde...
Hala koşa koşa yaşamaya devam ediyorum...
Kağıt kalemi alıp elime,öncelik sırasına göre,yapmak istediklerimi,almak istediklerimi,karar vermek istediklerimin listesini yaptım,aklımda fikrimde ne varsa kayıt altın da şimdi,sırasıyla el atıyorum onlara...
Sonra üzerlerini çiziyorum birer birer...
Ben ne kadar plan program yapmayı seviyor olsam da,bir o kadar da aklıma geleni aklıma geldiği anda yapmayı da seviyorum...

Dün sabah kahvaltıya bir gün önceden aklıma gelipde aradığım arkadaşımı çağırdım,akşam yemeğine de misafir varken...
Küçük oğlanla da oyun oynarken gide gele kahvaltıyı hazırladım...

Akşam yemeğine hazırlık yapmak üzere mutfağa girdiğim de bir başka arkadaşım müsait misin diye telefonda sorunca elbette dedim...
Kahve yapmaya kalktım,salata malzemelerini sirkeli suya yatırdım,
Fincanları mutfağa bırakmaya gittim,masayı hazırladım,
O telefon ile konuşurken patatesleri soydum...
Hep beraber uzun bir akşam yemeği yedik...
Bu sabah kahvaltı da kimse yoktu,kendime bir kahvaltı tabağı hazırlayıp,alt kata indim,çayın yanında yarım saatlik bir sohbet ile kahvaltımı yaptım :)

Küçük oğlanı da hazırlayıp,kardeşimle erkenden çıktık,English home'da kumaşını beğendiğim bir nevresim vardı,onu alıp kumaş niyetine kesip biçecektim,lakin henüz dükkana gelmemiş,çok cici cup kekli defterleri vardı onlardan aldım,renkleri pembe ama,oğlanların doğum günlerinde gelenlerin ellerinden oğlanlara dair dileklerini yazmaları için...
E okulu var,askerliği var,ölüm kalım var,hatıra kalsın istedim.
Pembe de olsa demek ki en çok bunu beğenmiş annem ,derler belki diye geçiverdi içimden...
Haftaya küçük oğlanın doğum günü var,onun detaylarında dolanıp duruyorum...

Müsait olmak ya da olmamak...
Koşturmacalı da olsa,oğlanlara,sevdiğim insanlara,keyif aldığım detaylara o kadar müsaitim ki,
keyifsiz konulara,memnuniyetsiz  insanlara,olaylara karşı hiç müsait değilim...

4 Mart 2012 Pazar

Bugün hepimiz kendimiz için,,birbirimiz için yaşadık...


Kocaman gün,iki oğlanla kendime bir elbise diktim,
akşamın bi vakti,oğlanların topladığı evi süpürdüm,
Oğlanları yıkayıp,pijamalarını giydirdim,bukle bukle saçlarını kuruttum...


Kalpli teneke kutuda sakladığım bebek büsküvilerinden altışar tane biberonlara bölüştürüp,bir tanesini ağzıma attım...
Oğlanları uyutup,hayallerimdeki evli kupaya da kahvemi koyup buraya kondum...

Bugün bir tek annemi aradım,kapıyı kimseye açmadım...
Karmançorman bir salonda,oyuncak yağmuru yaptık oğlanlarla...
Bir ara neye kızdıysam,haydi dedim koşun yataklarınıza,dinlenelim...
Büyük oğlan bir kaç dakika sonra geldi yanıma,
Anne sadece bir şey söyliycem dedi...
Nedir deyince?
Boynu bükük bir halde 'açım' deyiverdi...
Üçümüz bir tabaktan yedik yemeğimizi,sonra doğru oyuna...
Sıcacık evimizde,içimizden geldiği gibi,kendimiz için,birbirimiz için yaşadık bugünü...
Yıllar yıllar önce,okul sabahından bir gece önce annemin bizi yıkayıp kurulayıp,giydirip,yatırdığı gecelerde ki kadar huzurluyum bu gece...

27 Şubat 2012 Pazartesi

Tüccar aile...


 Hayat;
ile başlayan cümlelerimin içinde kayboluyorum bugünler de...
Akşamdan sabaha ne çok şey yaşayabiliyor insan acıyla...
Tanıdığımız bir at vardı,akşamdan beri tüm çabalara rağmen yok artık hayatımızda...
Sabah oğlanı okula götürdüm,dönüşte fırına uğrayıp iki ekmek alacaktım,üç olsun dedim,dört tane alıverdim...
Kahvaltıya misafir vardı,hazırlık yaptım...
Öğlen oğlanı okuldan almaya gittim,arkadaşa bugün günlerden ne diye sordum,
sorulara cevap verirken düşündüm durdum...
Yağmurda yürüdüm,ıslandım...


Ailecek halsiz bir ruhumuz var bugün,
gülerken sonunu ağlamaya bağlayacak haldeyiz bugün...


Büyük oğlan oyun oynayalım deyince,masayı bile toplamadan başladık oyuna...
Baba Finans kurumuyum ben dedi...
Büyük oğlan galeri anne ile anlaşmalı bir tamirci oluverdi...
Küçük oğlana lego denizden topladığı balıkları satmak düşüverdi...


Yaptığı türlü numaralarla iki verip bir lira alan,tamir ettiği araba karşılığında dokuz lira alıp,yeni arabaya bir lira veren büyük oğlan oyunun en çok kazananı oldu...


Küçük oğlan beş liralık para ile bir balığı anneye hediye etti,uykuya dalıverdi...
Büyük oğlan öğle uykusundan da kaytarıverdi...

25 Şubat 2012 Cumartesi

Taşları yerine oturtmak...


Gülümsüyorum...
Ben hep bugünümü geçmişte buluyorum...
Üç gündür kuru fasülye yiyoruz,çünkü çok güzel oluyor,tadına doyamıyoruz,bir daha istiyorlar,bir daha yapıyorum üstüste...

Aklıma düşüveriyor çocukluğumdan bir anı,
Annem mutfağın balkonunda,halı gibi birşeyler yıkıyor,o pek güzel yaptığı peynirli omletten istiyoruz kardeşimle beraber,içeriye girip yapıyor,tekrar işine dönüyor,biz omleti bitirip tekrar isteyince,tekrar yapışı,lezzeti,keyfi hala taptaze...

Üstüste pişirdiğim kurufasülyeden aldığım keyif o günlerin devamı...
Annemin yerinde ben...
Ah bir kızımm da oluverse,yahut aynı hissiyatlarla oğlanlarımı büyütüversem diye geçiverdi içimden gülümserken...

24 Şubat 2012 Cuma

oğlanlarla mutfakta bir akşam vakti...


Anne bir kase ve çırpıcı koydu masanın ortasına,malzemeleri sıra sıra dizdi kasenin etrafına...
Oğlanlar karşılıklı iki sandalyede yerlerini almış,sıra sıra malzameleri,sıra sıra döküvermişler kaba...
Bir büyük oğlan çırpmış,bir küçük oğlan,kaşık kaşık bölüştürmüşler kalıba...
Sabırsızlıkla pişmelerini beklemiş ve yine aynı sabırsızlıkla sıcacık keklerin üzerine annelerine kremayı sıktırıvermişler,süslemek pahasına...
Anne bir resim çekmek için,oğlanlar kekten yiyebilmek için kremanın eridiği gibi erimişler...
Babanın masaya oturupta elini attığı her yerden krema bulaşmasına gülüp bitmişler...
Bu akşam da tatlıya bağlanmış ya şükretmişler...

19 Şubat 2012 Pazar

Raydan çıkmak&başka hayatlara dokunmak...

Birkaç kişi gibiyim...
Adı büyümek mi bunun?
Çocukları kurallarla boğmaya başlar gibiyken kendi çocukluğumun yolunu tutuyorum...
Ayaklarımın üşümediğinin,karnımın doyduğunun,ne renk giymek istediğimin kendi içimde karar verebildiğim lakin annemin bilir kişi olarak benim yerime karar verdiği günlere...


Tatilde,annemler de ilkokula giderken okuduğum bir kitabı buldum,''şeytan çekiçleri''...
Tostonbul Cavit bey ve yaramaz mı yaramaz,kendini hizaya sokan ikizlerinin hikayesi...
En katı yüreklinin bile yüreğinde yumuşayacak bir nokta,bir yer olduğu,bütün meselenin onun bulmak olduğunun hikayesi...


Oğlanların yaramazlıklarına ortağım bu aralar,
Onlar da bana...
Öğle yemeği hazırlamış büyük oğlan küçük oğlanın da yardımıyla...
Üçümüze altı kase,üçünde dolaptan çıkarılmış tavuklu pilav,üçünde yıkanmamış meyve...


Elimizden geldiği kadarıyla başka hayatlara dokunuyoruz işte...
Ölenlerin arkasından okuyoruz,hastaları ziyaret ediyoruz,herkes için dua ediyoruz...
Hayatı,yaşayanların kurallarından değil, yaşayarak öğreniyoruz...

21 Ocak 2012 Cumartesi

biz bize...

























Mevsim kış,renklerle,seslerle,havası nemlensin diye suyun içinde lavanta kokan evimiz...
Akşam yemeği salatası kıvırcıklarının yetiştiği minik balkonumuz...
Günde 1-2 saatlik keçe kursumdan dönünce eve,eşle dokuduğumuz keçelerimiz...
Bugünler de ha bire yaptığım patatesli böreğimizle...


Bir yanda büyüsünler diye beklediklerimiz,bir yan da ne çabuk büyüyorlar diye yakındıklarımızla...


Bizi bize verene teşekkür ederiz...

6 Ocak 2012 Cuma

işbirlikçilik!


Bugün bezden çıkarma çalışmalarında ikinci gün;
Günlerden pizza günü,
Büyük oğlanandan kardeşine yardımcı olmasını istedim,eğer tuvalete yaparsa bir parti yaparız akşama dedim,
Bir saat türlü şekillerde alıştırma yaptırdı kardeşine,sonra aldı lazımlığı salona şirinleri izlemeye :)

Bir ara Anne ben tuvaletimi yapsam da parti yapsak olur mu diye sordu,olmaz dedim.
Katladığım çamaşırları dolaba yerleştirirken iki heyecanlı oğlan koşup yanıma geldi,ve anne yaptı dedi büyük oğlan,
Ahmet emre yi tebrik ederken,bana abiyi işaret etti,kim yaptı buraya bunu soruma karşılık ikisi de birbirini işaret etti...
Büyük oğlanın önünde minik bir ıslaklık farkettim...
Peşine de itiraf geldi,parti iptal olsun istemedim anne...
Epey gülüştük,akşama pizzalı partimizi iptal etmiyoruz,nedenini bu işe başlama partisi olarak değiştiriyoruz...
Küçük oğlanın altına bez bağlamadan abiyi okula götürdük,markete gittik,parka uğrayıp yanyana sallandık,henüz bir ıslaklık yok...
İki arada bir derede bugün de ilerliyoruz...