7 Şubat 2011 Pazartesi

yalnız,yapayalnız!

Dışarı da yürüyorum...
Küçük oğlan arabasında sessiz sakin etrafı izliyor,
Aklım nerde?
Gideceğim yönün aksine ilerliyorum.

O hep gittiğim iki kargo şubesinden biri taşınmış,
O sevgisiz,ifadesiz kadının oturduğu yer bomboş...
Seviniyorum sanki,yine de taşındıkları adrese doğru ilerliyorum.
Önceden çıkılmama hiç yardım edilmeyen dört basamağın üzerine iki tane daha eklenmiş yeni yerlerinde,
Vazgeçiyorum...
Gözüme takılmıştı başka bir kargo şubesi,biraz daha uzaktı ama...
Merdivenlere en çok ta o ruhsuz yüze değer diyorum içimden...
Değiyorda doğrusu,ışıl ışıl güler yüzlü bir bayan,merdivensiz bir giriş,
seviniyorum...
Oğlan uyumuş,yürümeye devam ediyorum...

Perdeler de gözüm,
girdiğim dört dükkanın dördü ayrı fiyat veriyor birebir aynısına,
dördünden sadece biri farklı diğerlerinden,anlatıyor,gösteriyor diğer üç ayrı satıcı hakkında yorum yapmadan!
Diyor ki hepsi aynı,isteyen istediği kadar koyuyor üzerine!
Galiba işin fiyatını geçiyorum,
Hakikaten ilgilenen de karar kılıyorum,zira en pahalı iki,en uygun bir dükkan sahibi,bana perdenin sistemini bile göstermiyor sadece anlatıyorlar,ne kadar iyi olduklarını!
Bunun kararını ben veriyorum oysa ki...

Yürüyorum...
Alışveriş merkezine giriş öyle kalabalık ki,yine de devam ediyorum...
O kalabalıkta eteği ile yerleri süpürüp bir gelin edası ile süzülen hanımefendi,çıkışıyor bana,
Yüzüne bakıyorum,ne demeli ki ona!
Arabayı sağa yaklaştırıp duruyorum,
zira soldan cihaza girmeden geçmem gerekiyor.
Beşli ve son derece sinirrli insanları durdurup karşıya geçmekten ürküyorum.
Neden herkes suratsız!

Kimseye bakmadan kalabalığın önünden hızla karşıya geçiyorum!
Asansörler gençlerle dolu,hatta çocuklarla,üstelik en önde olduğun halde sen daha içine girmeden bir hışımla içine doluşan sabırsız insanlarla.
Sabırsız,sabırsız ve yüzsüz!

Eve yürüyorum...
Hiç bir yüz görmek istimiyorum!
Kulaklarım ne çok küfür işitiyor,
Duymuyorum!
Ya çarpanlar,
Ne çok nezaketsizler,
O kalabalıkta yaylanıp ta yolun tam ortasında yürüyerek tesbih sallayanlar!
Sahi aklınız nerde!

Memleket meselelerinde mi,kim nerde ölmüş onun muhasebesinde mi?
Nerden çıkıyor o beğenmediklerimiz biliyorsunuz değil mi?
Her biri içimizden,her biri bizden,her biri bizim eserimiz!
Öyle hazırcı olmuşsuz ki,öyle tahammülsüz olmuşuz ki,
Keşke insanlık satılan bir şey olsaydı da alınabilseydi!

Kimse kimseyi beğenmiyor kendine bi dönüp bakmadan!
Kimse kimseyi takdir etmiyor kıskanmak yerine!
Birbirlerinin yüzüne gülüyor insanlar çıkarları için!
Küfürün bini bir para!

Kendimi yapayalnız hissediyorum...
Herkes kendine baksın lütfen!
Herkes kendini eğitsin,yetiştirsin,düzeltsin!
En çok etrafından etkilenir insan!
Etrafı iyiler etkilesin artık!

Eve geldim,
küçük oğlan uymaya devam etti,büyük oğlan okuldan geldi,
Burda herşey yolunda,
birbirimizin yüzüne bakıyoruz,
gülüyoruz,
sevdiğimizi söylüyoruz,
İyi insanlarla toplaşıp,etrafı etkilemeyi çoğaltmak istiyoruz...


''Güzellik baktığın şeyde değil,bakışında olmalı.
Yüz gözünün gördüğü değil,
gönül gözüyle gördüğündür güzel olan.''
Mevlana

7 yorum:

yerdenuzak dedi ki...

Çok sevdim ♥

sergun dedi ki...

ne güzel yazmışsın. bazen ben de evime girip kapımı kapatınca oh diyorum, dışarda kaldılar. ama ne çare otobüste, markette, sokakta, postanede hep varlar ve insanın sinirine dokunuyorlar gerçekten

Cheerful Demet dedi ki...

Çok güzel bir paylaşım olmuş, yüreğine sağlık. Kelimesi kelimesine katılıyorum sana ;)

nohut oda dedi ki...

bende ayse ıle yururken lıselı genclerın kuurlu konusmalarına oyle kızıyorumkı uyarmak ıstıyorum ama korkuyoum...
bırde asansor meselesı bu ara bende takıldım arba olmasa ısım olmaz sıze ne oluyor dıye cıkıssak bızde onlardan oluruz dımı:)

İkiz Annesi dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş arkadaşım o kadar çoklar ki etrafımızda:(

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

çoğaltıp bütün herekese gönderilmeli bu yazın canım...
çocuk kucağındayken gelip çarpanlar var bide. hadi çocukla ben göremem sen karşıdan gelen nasıl görmezsin... birde çocuklu bayanlara gençlerin hiç saygısı yok.. hep öyle kalacaklar ya

Küçük Mucizem dedi ki...

Seninle beraber yürüdüm ve geri geldim. Birebir şahit oldum anlattıklarına:)