3 Aralık 2011 Cumartesi

zamanın fısıldadıkları....


Sessizce gidiyor zaman,
Bizi de yanında götürüyor üstelik,bazen hevesle bazen istemsiz bir yolculukta,yanımıza aldıklarımızla,yanımızdan ayrılanlarla gidiyoruz.

Herkes kendi sonunu görüyor lakin sonsuz gibi görünen bu yolculuğunda sonu gelecek...
Herkesin içinde taşıdığı,birlikte yolculuk ettiği hissiyatları var,
Beni pişman etmeyen tek şey sevgi,bazen üzüntülerimi de seviyorum...
Sevmediğim şeyler elbette var ama en olmadık şeyden nefret etmiyorum...
Sevgisizliği,memnuniyetsizliği,sabırsızlığı,hoşgörürsüzlüğü en çok en çok kendimden uzak tutmaya çalışıyorum...

Büyük oğlan benim aksime memnuniyetsizin önde gideni,
çocukluğuna ver,abiliğine ver,neye verirsen ver bazı şeyler karakterinde var insanın...
Onu memnuniyetsiz görmenin beni ne kadar üzdüğünü de görünce ben yeniden kendime döndüm....
Her zaman bizi mutlu mesud edecek şeyler olmuyor ki,ama bir anne bir baba elinden geldiğince nasıl çabalıyor...
Oğlunun başaka dünyalara gitme isteğinin dahi nasıl olurunun hayalini kurabiliyor...
Hayalleri elbette olsun,her zaman istediği de olmasın,ama olan durumla da mutlu olsun istiyorum,dudaklarını büzüp gözlerini devirmesin yerlere...
Ben bu kadar çok yorulup mutluluklarını yakalayıp koymayayım önüne,o koştursun peşlerinden,bazen de yakalayamadığına bile sevinsin istiyorum...

Lakin herkes memnuniyetsiz,herkes mutsuzluğu delikte de saklanmış olsa da uğraşıyor çıkarmak için mutlu olmak adına...
Şunu yapsaydım daha mutlu olurdum,şöyle olmalı derken günler geçiyor olmayan bir şeylerin hayalinde...
Hayaller,mutluluklar erteleniyor,kalıplara göre yetiştirilmeye çalışıyor çocuklar,hayatlar...

Yolculukta,yanımıza aldıklarımızla,yanımızdan ayrılanlarla fark eder gibi oluyoruz hayatı,yeni doğan bir bebek hissettiriyor bize hayatın ne kadar güzel olduğunu,bir gülüşle bir dokunuşla ne kadar mutlu olunabileceğini...
Yahut,bir anne,bir babaanne gidişiyle hayatın ne kadar kısa olduğunu,ne gereksiz şeylerle mutsuz olduğumuzu...

Hayat kısa da olsa,biz istediğimiz kadar dolu,çocuklar batırdığı kadar renkli,birlikte güldükçe neşeli...
Aylardan aralık,güneş süzülmüş aralardan...
Hepimiz insanız,mutluluklarımız bir,üzüntülerimiz bir...
Hani en bildik deyimiyle;aynı yerden geldik aynı yere gidicez...
Farklılığımız nelerle mutlu olabildiğimiz,ne kadar çok şeyi sevebildiğimiz olsun...
Nefsimizden,bedenimizden çok ruhumuzu beslemek olsun...

2 yorum:

birdamlacıkyağmur dedi ki...

Su tatminlik meselesi bilsen ne kadar kafamı meşgul ediyor. Bütün cocuklar tatminsiz büyüyor. Onlara herseyi onlar istemeden vererek mutlu olma haklarini ellerinden alıyoruz aslında

İkiz Annesi dedi ki...

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz bazen ne yazık ki.Hayatın karmaşası içerisinde savruluyoruz unutmamak gerek geldiğimiz gibi gideceğimizi..